|
ÖNSÖZ
Türk
Nümismatik Derneği olarak Osmanlı ve islam paraları
koleksiyoncularına faydalı olmak arzu ve isteği île bu özel
sayımızı çıkartmış bulunuyoruz.
1963
senesinde Bursa'da görevli iken bir gün çarşıda bir gümüş akçe
görmüştüm. O tarihte Arab rakkamlarını (O dan 9 a kadar) bildiğim
için bunun 972 tarihli olduğunu anlayarak dükkandan içeri gîrip
fiyatım sordum. Sahibi bu gümüş akçeyi tartarak (o tarihte gümüşün
kilosu 400 lira idi) 1 gramına benden 40 kuruş istedi. Bunun
üzerine bu işde herhangi bir kayıp olmayacağım düşünerek çarşıdaki
bütün akçeleri (ki takriben yarım kilo kadar bulabildim) satın
aldım. Akçelerin üzerinde sadece tarihi okumakla tatmin olmadığım
için, kime ait olduğunu ve nerede basıldığım da okuyup anlamak
istedim.
O
tarihlerde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Neşriyat Müdürü Faruk
Üsküdarî Beyefendi (rahmetli oldu). Kendisi çelebi, kibar, hakikî
bir İstanbul efendisi idi. Ondan yardım istedim ve ona getirdiğim
akçeleri bana okumaya başladı, bu suretle bir gün 926 tarihli
akçenin sahibinin Süleyman Bin Selim olduğunu, ertesi gün Murad
bin Ahmedin San'a da akçe bastırdığım öğreniyordum ama bunların
hepsini bana Faruk Bey okuyordu.
Bu şekilde
iki üç hafta devam ettik bir gün Bay Üsküdarî bana "Bu böyle olmaz
her zaman ben senin yanında olamam senin eski Türkçe öğrenmen
lazım" dedi. Ben hemen talip oldum ve o gün derse başladık, bana
bir iki kelime, 3-4 cümle yazdı bunlar; şunlar bu dedi ama ben hiç
bir şey anlayamadım. Ertesi gün dersi tekrar ettik, heyhat bende
hiç ümit yok zira eski Türkçe öğrenemiyordum. Bu işi istemeye
istemeye terk ettik ve ben yine kendi kendime sade akçelerin
tarihi okuyarak padişahlara geçmeye devam ettim.
Aradan 2
ay geçti; bir gün Muhterem Faruk Beyefendi beni yakaladı: "Müjde,
sana eski Türkçe öğretecek bir kimse buldum. Bu akşam üstü
öğretmenler lokaline gel" dedi. Beni orada Tevfik Biricik adında
emekli bir ziraat memuru île tanıştırdı. Tevfik Bey uzun seneler
Ziraat Bakanlığında çalışmış, araziye çıkıp expertiz yaparmış. Bir
gün bir arazi dolaşması esnasında attan düşmüş ve kalça kemiği çok
tehlikeli şekilde kırılmış; ameliyatların ve ortopediğin pek
iptidaî olduğu o yıllarda Muhterem Tevfik Beyi 7 sene alçılar
içinde yatırmışlar ve sonunda da kemik yanlış kaynamış. Kendisi
ancak baston yardımı ile ve güçlükle yürüyebiliyordu. Bu yedi
senelik sırt üstü yatma esnasında. Sayın Öğretmenim acaba eski
Türkçe nasıl kolay öğrenilir ve öğretilir diye düşünmüş ve bu
düşünmelerini de o güne kadar uygulama imkanım bulamamış. Yani ben
onun ilk öğrencisi oluyordum.
O akşam
ilk derse başladı. En önemlisi sahifenin sol basma koyduğu +,-
tablosu idi ve ona göre bu tablo eski Türkçe'nin anahtarı idi.
Dersler
keyifle ve zevkle ve neşe ile devam etti; Zira bu espirili zarif
beyefendi her günkü dersi o gün hazırlıyordu, bundan evvel
yazılmış sahifeler ve hazırlanmış föyleri yoktu. Bu yüzden dersler
aktüel konuları kapsıyordu, mesela yazının içinde kendi ismimi
okuyunca zevkten dört köşe oluyordum, Faruk kelimesinin ardından
Üsküdarî kelimesini olsa olsa metodu ile derhal çözüyor, Canım
Barbarayı bir metre öteden okuyabiliyordum.
Ben
okudukça öğretmenim benden çok keyifleniyordu. Her dersin sonunda
hocamdan aferinler alıyordum (Not: ben o tarihte 40 yaşında idim).
Ve 20 günde yani 20 tane 20 dakikada dersler bitti ve ben paralar
bir tarafa, Çalıkuşunu, Leyla ile Mecnunu bile okuyacak hale
gelmiştim.
Sonra
acaba keramet bende mi diye merak edip öğretmenimin notları ile
muhtelif kimselere ben ders verdim ve 24 kişiye aynı müddette eski
Türkçeyi öğrettim. Demek ki ben üstün bir kabiliyet olduğum için
bu eski Türkçeyi öğrenmemiştim, bütün mesele metodda idi. Çünkü bu
notlardan herkes öğrenebiliyordu. Bunun üzerne Dernek olarak bütün
Osmanlı parası toplayan üyelerimize ve bunların dışında meraklı
kimselere iletmek üzere bu özel sayıyı hazırladık. Kanımızca her
Türk okumuşu eski Türkçe öğrenmelidir. Sadece 400 dakika bir zaman
içinde mümkün olan bu öğrenme arşivlerimizin, çalışmaya
meraklıların hizmetine girmesini sağlayacak ve haşmetli 600
senelik tarihimiz hakkında araştırmaları üç beş kişinin tekelinden
kurtarmaya yardım edecektir.
Bu
broşürümüzü (Dernek üyelerimize faydalı olduğumuz kanışı ile ) Pek
Muhterem Tevfik Biricik Beyefendiye ithaf ederek okurlarımıza
sunuyoruz.
Cüneyt Ölçer - 1977 |