PENEZ
Geleneksel kadın
başlıklarında, kemerlerinde sıra sıra dizili olarak gördüğümüz,
altın sarısı teneke süsler olan penezler, özellikle II. Mahmud
dönemi paralara benzerlikleriyle zaman zaman yanıltıcı
olabilmektedirler. Her ne kadar Osmanlı paraları başlığı altında
incelenmemesi gerekirse de, özellikle yeni başlayanların bu tür
yanılgılara düşmemesi, konuya ilgi duyanlar için de birkaç bilgi
kırıntısını ve düşüncelerimi paylaşmak için, çağımızın
ansiklopedisi internet ve elimdeki kaynaklardan faydalanarak
hazırladığım küçük bir çalışmayı sizlere sunuyorum.
Tarihte penez
Penez, XV. Yüzyıldan itibaren Osmanlı’da kullanılmış bir para
birimi olarak karşımıza çıkar. Fatih döneminde ilk altın paranın
basılmasına kadar Osmanlı’da para birimi gümüş akçe idi. Bu önemli
adımdan sonra da ikili maden (altın ve gümüş) para sisteminin
yaygınlaşması bir anda gerçekleşmedi. Diğer ülkelerle yapılan
ticaret, fetihler ve genişlemeye paralel olarak Venedik dukası,
İspanyol riyali gibi yabancı paralar da Osmanlı piyasalarında
tedavül etmekteydi. Bunların yanısıra bazı yerel paralar da
piyasada yoğun olarak mevcuttu. Bunların arasında Eflak-Boğdan,
Erdel ve Macaristan civarında kullanılan “penz” de
bulunmaktaydı(1) . Bu para birimi penez olarak dilimize
geçmiştir.
Penez’in para birimi olarak kullanılmasını Osmanlı vergi
kanunlarında görmekteyiz:
Ağnam resmi : Osmanlı’da küçük baş hayvanlardan alınan
bir vergidir. Bölgelere göre farklılıklar mevcuttur.
“Vidin
sancağında üç koyundan bir akçe, İmroz ve Limni adalarında ise
koyun başına birer akçe alınmaktaydı. Sis (Kozan) sancağında
Kayıtbay kanununa göre her koyun için bir Halebî akçe. Urfa'da ise
Akkoyunlu Uzun Hasan kanunu gereğince her yüz koyundan bir koyun
ve iki Osmânî akçe, Lipva'da her yirmi koyundan mirî için
bir koyun, yirmiden az olandan ise koyun başına üç penez
(1,5 Osmanlı akçesi) isteniyordu.”(2)
Bu
alıntıda geçen Lipva (Lipova veya Lipve), Temeşvar sancağı olarak
bilinen bölgedir. Temeşvar, yukarıda bahsedilen Eflak-Boğdan,
Erdel ve Macaristan civarı olarak tarif edilen bölgede
bulunmaktadır. Ayrıca 3 penezin 1,5 akçeye denk geldiğini de
görmekteyiz. Ancak bu alıntının tam tarihi veya kaynağı
belirtilmemiş olduğu için, XVI ve XVII. yüzyıllar diyebiliriz.
Bac-ı bazar : Kısaca şehir kapısı gümrük vergisidir.
“Adet-i Cisirha
ve bac-ı bazar ve panayırha-i nefs-i Gûla: ... ve bazara gelen
galle füruht olundukda on kileden ziyade olan galleden resm-i keyl
diyu iki penez alınır...”(3)
Burada bahsedilen resm-i keyl
(resm-i kile), bac resmi dışında kalan diğer mallardan alınan bir
ölçü-tartı resmidir. Bu alıntıdan XV ve XVI. yüzyıllarda penezin
bir para birimi olarak kabul gördüğünü anlamaktayız.
Osmanlı’da penez’in para birimi olarak
kullanılmasına başka örneklerin de bulunabileceğini düşünüyorum.
1.
Ali AKYILDIZ: Para Pul Oldu – Osmanlı’da kağıt para, maliye ve
toplum, 2003, s.31“ Doğu’da İran şâhîsi, Mısır’da pâre,
Eflâk-Boğdan, Erdel ve Macaristan civarında penz, Kırım’da kefevî
akçe tedavül etmekteydi.”
2.
Feridun EMECEN: Osmanlı Araştırmaları – Ağnam Resmi (Vergisi)
http://www.os-ar.com/modules.php?name=Encyclopedia&op=content&tid=501899
3. Ömer Lütfi BARKAN: XV ve XVI’ıncı Asırlarda Osmanlı
İmparatorluğunda Zirai Ekonominin Hukuki ve Mali Esasları, 1.
Cilt: Kanunlar, 2001, s.138
4.
http://www.turknumismatik.org.tr/turkce/yayinlar/bultenler/bulten002/makale14_tr.html
|